Toplumuz ergenleri benimseyemiyor. Ergen kavramı hâlâ küçük düşürücü bir kavram gibi kullanılıyor. Çocuk gibi davranmaları ayrı dert, yetişkin gibi davranmaları ayrı dert.
14 yaşındaki bir çocuğa “ergen gibi davranma” diyen de var, “bizim zamanımızda ergenlik yoktu” diyen de, “ergenlik bu kadar da olmaz hocam” diyen de.
“Ergenliğin arkasına sığınıyor” diyen de var, “komşumun çocuğu niye ergen değil” diyen de var.
Bana söylenmiş en komik cümle ise:
“Hocam benim oğlanın ergenliğini bitirin, dile benden ne dilersen.”
Üç dileğim oldu: konuş, ilgilen ve izin ver demiştim.
Uzmanlar genelde ergenliği bir saat dilimi gibi sınırlandırıyor, 10-20 yaş arası diyebiliriz. Bana göre ergenlik belli bir saati veya sınırı olan davranış kalıbı değil. Etrafınıza bakın: yetişkin ergenler, çocuk ergenler, ergenden daha ergen anne babalar.
Ergenliği bir köprü veya geçiş dönemi görmek sakıncalı. Ergenlik bir dönemdir. Ya bütün dönemleri bir geçiş olarak göreceğiz ya da tüm dönemleri kabul edeceğiz.
Ergenlik tartışmalarının süreleri de tartışmalıdır. Bilgisayarlar, telefonlar, metropoller hormonal ve psikososyal dengeye etki ettikçe yaşlarda dalgalanmalar olabiliyor.
“Ergenleri anlamanın pratik 10 yolu” diye kitaplara bakınca hayret ediyorum. Ergenler uzaylı değil, gökten zembille indirilmedi. Ergenleri anlamanın tek yolu vardır: konuşmak.
Bir aileyi anlamanın en güzel yolu çocuklara karşı yaklaşım değil, ergenlere olan uzaklıktır. Bir ailenin asıl aile olduğu, “ben aileyim” dediği gerçek imtihan salonu ergenlerle geçirdiği yıllardır.
Ergenlikteki gelişimler sevinç dolu, sağlıklı olmanın bir işaretidir. Ergenlikteki uzaklaşma isteğine saygı; aile içinde şans tanıma; ergene küçük torpiller geçmek de ailenin görevidir.
Ergenlerdeki minik geri çekilmeler, sakarlıklar, unutkanlıklar, hız, arkadaşlık, grupsal davranışlar da kutlanacak bir durumdur.
Adet görmek, göğüslerin ve kalçaların irileşmesi, romantik partnerlerle ilgili konuşmak, vücuduyla ve odasında vakit geçirmek ergenliğin doğal özellikleridir.
Ergenlik tahin ile pekmez gibidir: Acı, ekşi, üzüntü, depresif özellikler… Ama tahini de pekmezi kadar kıymetlidir. Her zaman boyun eğici özellikler beklemek mantıklı değildir.
Ergenliği uzatan da, acıtan da, gerginleştiren de ailesel bakış açısıdır.
Ergenler uzaylı değildir. Eğer öyleyse unutmayın ki uzaylılar bizimle değil, biz uzaylılarla savaşmak için on bin bahane uydururuz.
Ergenlik:
-
Sağlık, sıhhat, mutluluk
-
Müzik, şiir, aşk
-
Hormon, vücut, dokunuş
-
Keşif, işgal, sürgün
-
Acı, üzüntü, depresyon
Öz olarak, ne toplumca ergenimize sahip çıkabildik, ne de ergenimiz kendini anlayabildi.
Ergenler ne İsa’ya ne Musa’ya yarandı.
Toplumca ergenleri sevmiyoruz çünkü ergenler de ergenleri sevmez.
Çünkü toplumumuz da tam bir ergenler topluluğu: ne çocukluğa, ne de yetişkinliğe izin var.



